Prf. Dr. Oktay Sinanoğlu (1935 – 2015)

1
35

1935’te doğan Sinanoğlu, 1953’te Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD’ye gitti. 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirdi.

1957’de Massachusetts Institute of Technology ‘ yi ( MIT ) 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek kimya Mühendisi oldu. 1960’ta Yale Üniversitesinde “asistant professor” (yardımcı doçent ) olarak çalışmaya başladı.

1959-1960’da ABD Atom Enerjisi Merkezinde araştırmalar yaptı. 1961’de hem Harvard hem de Amerika’ma en tanınmış üniversitesi olan Yale’de kendisinin yeni kuantum (nicem) kimyası ve fiziği üzerine teorileri hakkında üst düzey dersler verdi. 1962’de, Yale’de,.26 yasında. Batının 300 yılda en gene profesörü oldu.

26 yaşında iken atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile “associate professor” (doçent) ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve “full professor” ( profesör ) ünvanını aldı. Bu ünvan ile modern üniversite tarihinin ve Yale Üniversitesi tarihinin en genç profesörü oldu.

1964’te ODTÜ’ye danışman profesör oldu. Yale Üniversitesinde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. Dünyada yeni kurulmaya başlayan Moleküler Biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu. (Watson ve Crick sarmal modelindeki dna sarmalının çözelti içinde o halde nasıl durduğunu keşfeden adam – solvofobik kuvvet ) Amerikan Ulusal bilimler akademisine Üye olarak seçildi. Buraya seçilen ilk ve tek Türk oldu.

1976’da Türkiye Cumhuriyeti Özel Elcisi olarak Japonya’ya gönderildi; Türk — Japon Kültür, Eğitim ve Bilim ilişkileri’nin temelini attı. Amerika Bilim ve Sanat Akademisi’nin ilk ve tek Türk Üyesi oldu. Hindistan Devleti’nce davet edilerek Hindistan Cumhurbaşkanı ve Bakanlarla görüştürüldü. Meksika’da Üçüncü Dünya Ülkeleri’nin Bağımsızlığı için çalışmalar yürüttü.

İki defa Nobel’ e aday gösterildi. Defalarca Nobel Akademisinin isteği üzerine Nobel’e adaylar gösterdi. Dünyanın sayısız yerinde sayısız buluşları ve teoremleri ile ilgili sayısız konferans verdi.

26 yaşından beri devam ettiği Yale Üniversitesinde Moleküler biyoloji ve kimya olmak üzere iki kürsüde profesör ve son 7 senedir görev yaptığı Yıldız Teknik Üniversitesinden yaş sınırında (67) emekli oldu. Yale’deki hayat kaydıyla, ömür boyu olan iki kürsülü profesörlüğünü, Türkiye’nin ve Türkçe’nin basına gelenlerle daha verimli mücadele edebilmek için, “emeritus professor” unvanına çevirterek Türkiye’deki faaliyetlerini daha da yoğunlaştırdı. O ara Türkiye genelindeki herhangi bir Evrenkentte (üniversitede) yetenekli gençlere, fizik, kimya, matematik, moleküler biyoloji dallarında Mastır, doktora araştırmaları yaptırması, her şeyi YÖK’ten soran rektörlerce engellendi. Ama Oktay Sinanoğlu, bir yandan bilimsel araştırmalarına dış ülkelerde devam ediyor.

1962’den günümüze dek ilk TÜBiTAK Bilim Ödülünü, ilk Sedat Simavi ödülü’nü alan Oktay Sinanoğlu, 1992’de “Bilgi Çağı Ödülü”nü, 1995’te “İLESAM Üstün Hizmet Ödülü”nü, “Yılın Fikir Adamı Ödülü”nü ve “Yılın Bilim Adamı” ödüllerini aldı.

2001’de Yerel Gazeteler Birliğince “Halk Kahramanı ödülü” verildi. Bu yıl da Antalya’da Uğur .Mumcu Bilim ödülü (2002) Yerel TVler Birliği’nin halk oylamasıyla Türkiye Halk Kahramanı Seref Ödülü (2002), Karamanoğlu Mehmet Bey Türk Dili ödülü (2002), TÜRKSAV Türk Dünyasına Hizmet Ödülü (2002) verilen Oktay Sinanoğlu, Kazakistan H. A Yesevi Üniversitesi vb. gibi bir çok kuruluşta profesörlük, mütevelli heyeti üyeliği görevinde bulunmakta olup, Atatürk Kültür Kurumu Asli Üyesi’dir, 250 kadar uluslararası bilimsel yayını, bilimsel kuramları ve çeşitli dillere çevrilmiş kitapları vardır.

Oktay Sinanoğlu 19 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybetti.

1 Yorum

  1. Sayın Oktay bey efendi; tv de konuşmalarınıza hayran kaldım ,bizleri yönetenler sizler gibi düşünce,icraat, ve ifadeleri bilemedikleri içindirki,her gecen gün kan kaybına uğruyoruz. Bilhassa Amerikanın gazete basar gibi ofset baskı yapıp bütün dünyanın gelişmemiş gelişmek için çaba sarf eden ülkeleri, avucuna almış yardım adı altında kara para aklar gibi parası ile borclandırıyor. yüz doların maliyeti berki bizim paramızla elli kuruş ama oluyor yüzellibeş tl.her alınan değiştirilen veya yardım adı altında alınan dolar vücudumuzdan eksilen kan olarak düşünüyorum.Bu böyle gittikce de türkiyenin iki yakası bir araya gelmediği gibi dilenmekten geri kalmayacağız.Sayın hocam fırsat buldukca bu konuyu irdeleyin,beni bu konu senelerdir rahatsız ediyor,birtek de sizden duydum.birde bu dolar denilen kağıt parcalarına canımız topraklarımızı takas ediliyor satıyoruz.Biz bu toprakları artı ormanlarımızı canla kanla alıp muhafaza ederken ,hala illa satmakta israrcılar. İsrailden örnek alsınlar toprak için ne soytarılıklar ne rezillikler, can almak, can vermek uğruna insanlıklarını unutmuşlar hepsi toprak uğruna.Toprak yoksa insanda yok yaşam yok..Sayın hocam saygı ve sevgilerimi sunuyorum.Tanrı sızınle olsun.

CEVAP VER

Lütfen yorum girin!
Lütfen adınızı girin